Arşiv | Tespit`ten aşk sözleri RSS feed for this section

Ne diyon sen Shakespeare

5 Nis

Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır.

William Shakespeare

Okuyunca garip oldum biraz. Shakespeare’ın sözü olduğuna inanmak istemedim ama onun sözü gibi görünüyor. Garip yani ne bilim. Shakespeare haklı mı ki?

Ben aslında kaliteli bir kadınım

6 Mar

Kadınlar ne garip varlık bilader. Sürekli ilgi bekleyen, ilgi beklediğini de hissettirmek istemeyen. Sürekli üstüyle başıyla kıyafetiyle ilgilenen… falan. Garip yaratıklar vallahi.

 

Zayıf yönleri çok fazla ve bunu 3.sınıf öğrencisi bile biliyor. Sinir etmek çok kolay ve bu siniri saklamaları da bir o kadar imkansız. Sürekli diğer kadınlardan farklanmak endişesi gözlerin cezayir menekşesi falan. Ve kendi reddetiği erkek sayılarına bağlamaları. Yo öyle değil deme şimdi geçen duydum. Bir yer var arada gider otururum belki bir kızla falan tanışırım diye (Evet bu anlatacağım kızlardan sırf bunun için daha malım). Neyse yana geçti iki türk kızı. Ya bizim pınar kabul etmiş yasini. Eee kızım çocuk yakışıklı edicek tabi dedi diğeri hangi mantıkla bunu söylediğini daha düşünemeden diğeri kızların hayatlarını sorgulamama neden olan cümleyi kurdu. “Kızım bir kızın kalitesini kabul ettiği değil, red ettiği erkekler belirler bi yerden okumuştum”. Bir yer dediği de facebookdur garanti başka okuduğu ne bok var ki ztn düşünüyorum hala. Neyse olaya bak. Bir kızın kalitesini red ettiği erkekler belirliyormuş. Lan bir kızın kalitesini erkekler üzerinden belirlemek zaten kendinize hakaret.

 

Bütün hayatları bir erkekten ibaret olan kızlar bunlar. Böyle hedef falan seçememiş, yakışıklı erkek delisi, karakter olarak belki 13- 14 yaşlarında 23 yaşında ki kızlardan bahsediyoruz burda. insan taşşak geçmek istiyor, gülüp dalga geçmek istiyor böyleleri ile ama yapamıyorum. Kız tüm dişiliğini kullanıp “elde etme” içgüdüsünü tatmin ederken benim burda dalga geçmem abes. Zaten yaptığı salaklıklardan haberi var, ama beyinler uyuşmuş. Karakter desen yavaşça kaybolmuş. Neyse bir hüzünlü yazı yazmışken bir de abazalara değineyim.

Geçen bir arkadaşla konuşuyoruz. arkadaş dediğim bende 2-3 yaş küçük aramızda abi-kardeş muhabbeti var. Bana soruyor.

Abi niye ayrıldın kızla ya?

Anlaşamadık işte, olmadı.

Niye?

O jimnastik, jazz, dağa çıkmayı seviyor, ben sevmiyorum.

E sende alışsaydın be abi.

….

Bir şey dicektim. Sadece yapma diyecektim. sadece… Gözlerim doldu. Eski halimi hatırladım. Ne kadar safça bir duyguydu. Değişmek… Birisi için değişmek… Onun için farklı birisi olmak. Öyle içten söylüyordu ki, öyle de yürümüyor kardeşim diyemedim. istedim ki aşık olsun sevdiği için değişsin ve terk edilsin. Ve sonra değişen benliğini tanıyamasın, kendine yabancı biri olarak yaşasın bir süre. Ve sonra yavaş yavaş kendini bulsun. Ve kimse için değişilmemesi gerekeceğini öğrensin. Yaşayarak, göz yaşı dökerek öğrensin bunu. Sevsin çok severek öğrensin bunu. Bir kuru sözümle öğrenmesin. Acıya acıya öğrensin bunu.

Ama burdan uyarmayı bir borç olarak biliyorum niyeyse. Hayat da kimse için değişmeye gerek yok kardeşlerim. Bu anneniz olabilir babanız olabilir sevgiliniz olabilir. Kimse…! Hayat sizin ve bundan sonra ölene dek yanınızda kesinlikle oalcak şey sizsiniz!. Yarıda bırakamazsınız kendiniz ve aldatamazsınız kendinizi. Küsemezsiniz… Ama bir sevgili için değişirseniz. Evet değişebilirsiniz. Çok da iyi gider her şey. Ta ki bir yere kadar. Bir zaman sonra kaldıramaz bu kadar değişimi karakteriniz. Hoşunuza gider bu değişir ama kaldıramazsınız. Hoşunuza gider çünkü onu mutlu etmek sizi mutlu eder ve onu daha çok mutlu etmek için kendinizden çıkartır ona verirsiniz ve gün gelir verecek bir şeyiniz kalmaz ve o da alacağı bir şey kalmadığı için gider. Siz yarım kalırsınız. Ve artık içinizde o vardır…. Ha bir de tanıyamadığınız benliğiniz. Zor olur taşıması.

Neyse ne diyorduk. Kadınlar, kaliteli kadınlar ve kaliteli erkekler. Bana göre kaliteli kadın şudur bilader. Hedefleri sadece aile kurmak olmayan, kendi ayakları üzerinde durmayı daima düşünen. Bir yeşil göze kanmayacak, bir mavi göz bütün sözlerini unutturmayacak. Ve yeri geldiğinde tek gülüşünüz ile tüm aklını kaybedecek, salak olacak sizin için ve yeri geldiğinde dünyanın en zeki kadını olup haklı olduğunda laf sokacak. Kaliteli erkek nedir derseniz, Tanım yapmaya gerek yok çünkü kadınlar için hiç bir şey tam değildir. Ya bir şey eksiktir ya fazladır. Çok iltifat edersiniz yalaka derler az edersiniz odun derler ve bu ikisinin ortasını bulana kadar o ilişki büyük ihtimal tükenir…

insanın kendine bile söyleyemediği gerçekler vardır

28 Şub

insanın kendine bile söyleyemediği gerçekler vardır, ara sıra seslenirler içerden ve “kapa çeneni” deriz. O gerçekler de susar. Hepsi bu.

Sevsen Ne Olurdu…

28 Şub

 

Bir kez bakıştık,
Bir kez sarıldık,
Doymadan daha
Birden ayrıldık

Bir güne sığdı
Büyük aşkımız
Zamansız oldu
Ayrılışımız..

Gelsen ne olur?
Kalsan ne olur?
Sarsan ne olurdu??
Aşkı bulurduk,
Mutlu olurduk;
Sen de sevseydin..

Senindi herşey
Geçmiş, gelecek
Şükür etmiştim;
Yüzüm gülecek

Zannettim gelen
Hiç gitmeyecek
Aşk yalan oldu,
Ayrılık gerçek..

Gelsen ne olur?
Kalsan ne olur?
Sarsan ne olurdu??
Aşkı bulurduk,
Mutlu olurduk;
Sen de sevseydin..

 

 

Biraz melankoli…

Gözlerim doluyor gecelerine

28 Şub

Gözlerim doluyor içime ağlıyorum. İçimi seller basıyor ben bir şey yapamıyorum…

Her Neyse

26 Şub

Hadi hoşçakalın” dedim ve gittim…

Hayatımın pek çok diliminde istemişimdir bunu. Silivermek oradaki yerimi… Çıkıvermek o iş yerinden, o ilişkiden, o arkadaşlıktan…

“Artık seninle duramam, bu aşkı yırtar giderim…” diyerek kapıyı vurabilmek istemiş çoğu zaman da yapmışımdır.

En iyi yaptığım işlerden biri ki hiç gurur duymuyorum.

İnsanları sevmek isterim… Ama giderek zorlaşıyor değil mi? İçimize kapandıkça kapanıyoruz… Ama bir yanım da hâlâ eğlenmek, hâlâ sohbet etmek, hâlâ inanmak istiyor güzel şeylere…

Her neyse…

 

Demiş iclal aydın, duygularıma tercüman olmuş.

Göz yaşartıcı bomba

22 Şub

Eylem yapiyorduk polis uyardı. Dikkate almadık protestoya devam ettik. Eski sevgilimin sesini son ses açtılar, gözlerim yaşardı.

Ben ben olduğumda olmuyor be

7 Şub

Bir dizide geçiyordu bu söz hangisi şimdi. Diyalogu bile zar zor hatırlıyorum, hatırladığım kadarıyla yazayım.

- Abi boşver ya kendin ol.
- Ben ben olduğumda olmuyor be abi. Yapamıyorlar benimle, katlanamıyorlar bana. Ben de değişiyorum onlar için ve kendim olamıyorum. Onlar başka beni seviyor ben eski beni özlüyorum.

Nedense uzuncadır kafamda bu söz. Ac bir söz. Bir de şu söz var ki insan okuyunca bile bir duraksayıp düşünüyor karşımdakinin ne derdi var acaba diye. “Beni çok sev tamam mı?…”.

Aşk yoktur mudur(nu)?

4 Şub

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır. Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir. Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir. Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana. İşte, aşka adanmış iki eser. Şimdi, gidin Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer seçin. Ve 21 Mart’ta, yani geceyle gündüzün eşit olduğu günde seyreyleyin. Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür. Göreceğiniz manzaraysa şudur mirim: Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay. Bu nasıl akıllara ziyan bir hesaplamadır; nasıl bir güzellik anlayışıdır. bunu niye anlattığımı merak edebilirsiniz. Merakınızı yazının sonuna kadar aktif tutmak için bir iki tespit daha yapalım.

Tac Mahal : Dünyada ask için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt olarak kabul edilen bu türbe, Şah Cihan’ın büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercümend Banu Begüm’ün doğum sırasında ölümü üzerine, onun anısına yaptırılmıştır.(Çocuk doğururken ölen kadınların kutsal olduğuna inanılır.)

Lost : Dikkatli izlenirse dizide ki herkes aşk için yapmıştır bütün fedakarlıkları.

Facebook : Bunu zaten herkes biliyor. Bir kız için yapılmıştır ve mark en sonunda kızı tavlamıştır.

Ekşisözlük : Bir kız için açılmış internet sitesi. Sedat’ın kızı kapıp kapmadığı henüz bilinmiyor.

Bütün Şairler : Tek tek şair ismi yazmak istemiyorum ama bütün şairlerin bir tane aşk’ı vardır. Ve bu aşk ile mükemmel yapıtlar çıkarmışlardır. Özellikle sezai’nin(asker arkadaşım) mona rozası ve nazım hikmet’in pirayesi unutulmaz…

Su : Ferhatın dağları delmesi sonucu bulunmuştur. (bu yazıya espri hiç gitmiyor kestik)

Romanlar, şarkılar : Çoğu roman ve şarkıya ilham veren insanın kesinlikle unutamadığı bir aşk’ı vardır. Yukarı da bahsettiğimiz gibi çoğu sanat’da sevgili için yapılmıştır. Günümüzde bile çoğu teknolojik gelişme aşk için yapıldığına göre aşk yoktur demek en büyük saçmalıktır. Belki diyebilirsiniz ki abartılmış bir duygudur, bu insanın yaşadığı aşk’a göre değişebilen bir kavramdır. Kimi gerçekten abartılı yaşar kimi olması gerektiği gibi. Ama kesinlikle herkes aşk’ın içinde hata yapar ve en sonunda suçu kendisine değil aşk’a atar. Gelelim aşk ile alakalı tespitlere ;

- sevildigimizden emin olusumuz, sevdigimize sahip olamayisimizin yerini tutamaz hicbir zaman.

- bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya aşığız. Ki bu insanın bir şeylere bağlanması gerektiğini ispatlar. Bir dala tutunmayan insan kendisini boşlukta hissedecektir. Unutulmayan aşklar ve unutulmak istenmeyen aşklar bu yüzdendir. Belki sevgiliniz de olabilir ama unutulmayan bir aşkın hayali bile yanınızda ki gerçek sevgiliden fazla olabilir. Bu hayal bir zaman sonra unutulacaktır ve en ufak bir bağlılığa terfi edeceksinizdir.

- neden bize benzemeyenlere aşık oluruz, mutsuz olacağımızı bile bile neden bizi mutsuz edecek o arzu nesnesini arzular dururuz, neden çok daha fazla ortak noktayı paylaştığımız insanlar yüzünden değil de her allah’ın günü kavga ettiklerimiz yüzünden midemizde demir bir külçe varmış gibi hissederiz” tarzı beşbenzemez sorulara, herşeyi ilerde doğma ihtimali olan bir bebeğin “kusursuz genler istiyorum ulan” talebine bağlayarak çok da fazla itiraz kapısı bırakmayacak bir şekilde yanıt olmaktadır. anlayacağınız dostlarım, bu kitaba göre bizde ne yoksa, ne eksikse karşımızdakinde onu arıyoruz ki böylece birbirini tamamlayan bu iki gen deposunun birleşimiyle ebeveynlerinden daha güçlü, daha akıllı, daha yaratıcı, daha güzel, daha sağlıklı yani sözün kısası daha az kusurlu bir birey olabilsin.(biraz felsefik katılan olur olmaz beni enterese etmez )

Devamı Gelecek…

Şems’in 40 kuralı

31 Oca

Elif şafak’ın aşk adlı romanında geçen 40 kural.

1. kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

2. kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !

3. kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

4. kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

5. kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

6. kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

7. kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

8. kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

9. kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

10. kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

11. kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Ssenden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

12. kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

13. kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

14. kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

15. kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

16. kural:Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde belebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.

17. kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

18. kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır

19. kural:Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

20. kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

21. kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

22. kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

23. kural : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta yerde…

24. kural : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

25. kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

26. kural : Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

27. kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

28. kural : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.

29. kural : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.

30. kural : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez kusur örter.

31. kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

32. kural : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !

33. kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

34. kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

35. kural : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

36. kural : Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

37. kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.

38. kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

39. kural : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

40. kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.