Arşiv | Bazen düşünüyorum da… RSS feed for this section

Can sıkıntısı

4 Nis

Durduk yere habersiz kapını çalan bir misafirdir. Belki de geleceğini bir şekilde bildiriyordur ama bundan haberiniz yoktur. Birdenbire kendinizi canınız sıkkın halde bulursunuz. Yerleşme yeri iki gögsün tam ortasıdır. Ve bazen gitmeyi bilmez. dedim ya davetsiz misafir gibi, ne zaman gideceği belli değil.

Halini alatmak istersin birilerine. Ne oldu derler : Canım sıkılıyor dersin. Hayırdır ne oldu sorusu ile karşılaşmak belki de sizin için en zorudur. Çünkü ortada bir sorunun olması gerekiyor. Ve bu sorunu bulmak için onca can sıkıntısı içinde aramaya kalkarsın. Tüm geçmişi eşelemeye başlarsın. Hayatında eskiden olmayıp şimdi olanlara bakarsın. Hedeflerini incelersin…

Eğer hedeflerinde bir boşluk içindeyse o zaman daha da canın sıkılır. Ama kesinlikle sinir değildir bu. Sinirlenemezsin bile. Gülemezsin de. Duygusuzluk hakimdir can sıkıntısında. Bu duygusuzluk o kadar rahatsız eder ki yeni duygular aramaya başlarsın. isterse acı olsun bu duygu ama bir duygu olmalı. Bir yokluğun içinde kaybolmaktansa acı çekmeyi dilersi. ama gelmez o acı bir türlü. Her seferinde kovmak için uğraştığın acılar acıtmaz bile. O kadar tembelleşir ki beyin, vucut düşünmeye bile mecalin kalmaz.

Hiç yeni bir şey olmaması sıkar canınızı belki de. Veya yeni bir şeyler ile uğraşamayacak kadar hayattan bıkmış, mecalsiz halde bulursunuz kendinizi. Ve en kötüsü bunun farkında olmak… Ve insan sevmek sevilmek ister işte böyle bir zamanda. Belki de ihtiyacımız olan şey budur. Birinin elini uzatıp o kuyudan sizi çekmesi.

En sevdiğiniz şarkılar bile size yardım edemez. Sıkılır kapatırsınız ansızın. En sevdiğiniz filmler bile güldürmez. Ve en kötüsü tüm bu neşesizlik ve depresyon halinizde destek istediğiiz insanları da saçma sapan hareketleriniz ile soğutursunuz. Ve bunlar da can sıkıntısının kurbanlarıdır… Olmaması lazımdır ama elinizde değildir. Can sıkıntısında hiç bir şey elinizde değildir. Kontrolsüz ilerler her şey. Sebebini bilmemektir bunu yapan. Aslında belki de sebepsizliktir sebebi kim bilir.

Aslında çok sebebi olabilir. O kadar çok dert var ki başımda. Ama hangisini sebep göstereceğime şaşırıyor. Bir desem ikinin hatrı kalacak. Veya bu dertler eskiden de vardı benim niye şimdi canım sıkılıyor? Hatta eskiden daha taze ve yeniydi acı.

Alıp başını gitmek istersin. Uzağa…Çok uzaklara. Ne yapacağını hiç düşünmeden rüzgarların seni savurup götürmesini istersin. Orada mutlu olup olmayacağın önemsizdir. Sadece bir ihtimaldir ama bu ufacık ihtimal bile içinizde bir acaba duygusu yaratır. Gitmek duygusu… En azından bu duyguyu yaşamak istersin. Kendini kızgın sulara bırakmak istersin. O kızgın suyla bu kabustan uyanmak. Değildir işte. Olmayacaktır. Çözüm değildir hiç bir şey, çünkü kendinle birlikte götürürsün her şeyi ama en azından umuttur…

Bakünün işlek yerlerinden birinde saat 9.30 da yazılan bir yazı bu. Sebebini bilmediğim boşluk hissini arayan beynimin beni gitmeye mecbur bıraktığı bir yer. Ve biliyorum bu can sıkıntısını bitirmek için Türkiye’ye gideceğim ve bu yeri hiç hatırlamak istemeyeceğim… İki kent arasındayım, biri bilmiyor beni, öteki artık tanımıyor.

dün fena sıkıldım akşama kadar
iki paket cigara bana mısın demedi
yazı yazacak oldum, sarmadı
keman çaldım ömrümde ilk defa
dolaştım
tavla oynayanları seyrettim
bir şarkıyı başka makamla söyledim
sinek tuttum bir kibrit kutusu
allah kahretsin, en sonunda
kalktım buraya geldim

Annem bana dedi ki : Eski sevgiliden kanka olmaz

30 Mar

Yaklaşık olarak adam gibi 2-3 ilişkim zor oldu. Yarım kalmış, hatta başlamamış 10 tane falan. Hiç birinden annemin haberi olmadı. Belki de o boyuta getiremedim. Her neyse sonuç olarak annem bilmiyordu hiç bir ilişkimi. Gerçi söylesem binlerce vaaz vericekti. Yok derslerin var yok okulu aksatıcaksın vs…

Ben de söylemedim hiç. Babam öyle değil ama. Babam az ısrar etmedi gel gezelim seni mektebe götüreyim diye. Valla cidden böyle bir babam var. Yoldan geçerken karılara falan bakar. Bir de yakışıklıydı ibne. 40 yaşında falandı o zamanlar bir tane beyaz yok. Millet abim zannediyordu. Ama ufakken pek tipsizmiş. Valla o yüzden baya bir seviniyorum. Bende de aynı olay var. Çok tipsizmişim küçükken. Biraz büyüdüçe adama benzedim. Yıllar geçtikçe yakışıklı olacağım falan diye babamı seviyorum. Dnalarına kurban olduğum. İnşallah bende de çalışır o dnalar. Bir donanım sorunu olmaz.

Neyse. Annem bilmiyor işte sevgili olaylarımı. Hatta bir gün karşıma geçip. Olum bir sorun yok değil mi demişti. O gün ne bağırmıştım valla. Var desem kızıcaksın olmayınca böyle saçmalıyorsun. Kapıyı çarpıp gitmiştim. ama cidden saçma yani.

Biri ile çıkıyorum yine. Kız ile aile meseleleri açıldı işte. O da saçmalıyor. Yok senin ailen bizimkileri kabul etmez falan. Ya dedim ne alakası var. Bana annesi ile babasının ayrı olduğunu yeni söylüyor, ben şaşırınca da istemediğimi zannediyor. Şaşırmak değilde kızmıştım biraz. Kızıcam tabi amına koyim bu yeni mi söylenir. 1 yıldır arkadaşız sevgiliyiz gelmiş annem babam ayrı diyorsun. Saklancak bir şey mi ya. İnsan kendisine yakın hissetmediği için söylemiyor sanıyor, alınıyor haliyle.

Neyse ben de dedim anneme telefon edicem tüm durumu anlatıcam. La düşün bak. 24 yıldır hiç dememişim sevgilim var ve bu kız da yabancı uyruklu. Ve annesi babası ayrı. Lan annem zaten sevgilim var diyince, noluyo lan olucak. Neyse ayrıldık bu kızla. Sen git dedim ben oturucam kafede. Tam kız kalkarken masada ki mumda söndü. Lan var ya ne kötü oldum. O mumu yürüttüm ordan. Ama parasını koydum. Hatta 10 tl falan koydum. Gözler dolu zaten benim. Mumu aldım gidiyorum evlerine doğru. Ama gözler nasıl bir görsen. Boş bir sokağa girdim hüngür hüngür ağlıyorum. Gelip geçen oluyor sikimde değil. Bir muma bakıyorum bir sokağa. Kendimle konuşmaya başladım sonra. Hatta kendimi boşver mumla konuşuyorum. Niye söndün ki? falan diyorum muma.

Evlerinin önüne gidip aşağı çağırdım gel diye. Valla ne kadar eziyet etsede gel dediğimde gelirdi hep. Bu yüzden vazgeçmedim o zamanlar zaten. Kıza diyorum ailemi arıcam. Manyakmısın falan diyor. Ama ben nasılım bi gör. Hiç bir şey umrumda değil. Bir mumu görüyorum bir de onu. Annemi arıcam fakat köntür yok. Hemen market market dolaşıyoruz. Hiç bir yerdede yok. Bir de muhabbet uzun olcak biliyorum o yüzden fazla kötür almam lazım. Neyse bir yerde buldum. Ve parka geçip oturduk. Annemin numarasını çevirdim arıcam. Sonra dur bi dedi kız. Ne dicen ki diyor. Ne bileyim dedim. Kafa öyle bir haldeki annem açsa direk dicem anne sevgilim var. Artık nasıl uyuştuysa beyin…

Tam aradım bir defa çaldı sanırım. Sonra kız dur arama dedi. Aramadım. Ama bir gün sonra aradım annemi… İşte her şey o zaman başladı. Burası çok özel es geçiyorum, anlatırken yaram mikrop kapabilir…

3-4 ay önce gittim izmire. Anneme dedim ben ingilizce öğrenip amerikaya gidicem. Annem de istemsiz olarak tamam dedi. Peki kimle gidiceksin muhabbeti oldu falan işte. ama kabul etti. Dedim şu an ingilizce öğreniyordum. Kimle dedi ve sonra gözlerinde hissettim her şeyi. Hani şu bahsettiğim kız vardı ya, onla işte. Aslında sevinmişti biraz. Fotoğraflarını falan göstermiştim 24 yıldır kızan annem memnun gibi görünüyordu ama ağzından çıkan sözler beni mest etti. Oğlum eski sevgiliden kanka olmaz…

Anne ne diyorsun sen ya. Annemin içinden aşk doktoru çıktı. Lan sanki köyde eski sevgilisi oldu. Kadın öyle bir konuşuyord ki yılların tecrübesi :) . Valla güldüm baya o sözü duyunca. Neyse dedim çıktım geldim kızla ingilizce çalışmaya başladık.

Bir iki üç derken, lan harbiden çalışabiliyoruz. Bir sorun yok. Anneme de arada rapor veriyorum, annecim çalışıyorum bir sorun yok diye. üç dört gün geçti pat kavga. Lan dedim hay böyle işe sokayım. O değil annem ben demiştim dicek. Neyse 10 gün kadar küs kaldık sonra başka bir sorun. Benim arkadaş buna asılıyor, geçen yazımda bahsetmiştim. Lan bir kıskandım kızı. Lan hani noldu ali kankaydın diyorum kendi kendime. Ama öyle yani, öyle değilde. Garip bir his bu.

Kıskandığımı kabullenmem zaman aldı biraz ama şu an kıskandığımı hissediyorum. Ben yokken ne bok yerse yesin ama ben varken bir erkekle konuşamaz lan. Hayır bir de karışamıyorsun da. Sevgili değilsin sonuçta. Ama bir yandan için içini yiyor. Patladım buna en sonunda banane ya kıskandığımı anlarsa anlasın diye. 2 aydır ara verdik ztn adam gibi görüşmüyoruz bile. Bügün ofise çağırdım çünkü dışarı çıkamıyorum amına koyim ya. Felaket iş var.

Yemek yedik çay içtik derken geçtik benim odama. Orda boktan sohbet konusunu açmış bulundum. Ne yapacağız ya biz. Böyle boş boş ömür geçiyor… O zaten benden dertli bu konuda. Ama seni anlayan birinin olması çok güzel bir şey bunu biliyorum. Ama ikimizin de birbirimize bir şey yapamamız kötü. Yalnızlığımızı anlatabliyoruz birbirimize ama bu yalnızlığı yok edemiyoruz. Üstüne konuşabiliyoruz ama… Garip işte. İnsan böyle anlarda düşünmek istemiyor. Eski sevgiliden kanka olur mu olmaz mı. O yanımda olsun yeter diyor bazen. Ve böyle de demek lazım. Ama gözbebeklerine biri girerse? Yine yanında olurmuyum? İşte bu sorunun cevabını biliyorum…

Winrar’ı cracklememek

26 Mar

Garip bir insanım demiştim diğer yazılarımda ama bu kadar da garip olmak artık bana bile garip geliyor kardeşim. Yaklaşık 7 yıldır bilgisayar kullanıyorum, ilk sene deli gibi program indirip kuruyordum ki zaten bundan bir yazımda bahsetmiştim. Mesela gitar pro programını indirip anında kurardım, hiç gitar bilmeme rağmen. Sonra o programı bir daha açmazdım. Ve bütün programları da cracklerdim. Crack nedir bilmeyenler için kısaca tanımlayım. Crack, bir programı illegal yöntemler ile sınırsız, ücret ödemeden kullanmaktır. Lan tanım yaparken içime oturdu valla. Ücret ödemeden falan : ). Ne ibneyiz arkadaş. Herifler otursun 3 sene uğraşsın biz iki üç serial numarası ile programı beleşe kullanalım. Aman neyse türklerden kazanmasınlar banane.

Neyse esas nokta şu ki. Gitar proyu ve hiç kullanmadığım corel draw programını crackleyen ben belki de hayatımda en çok kullandığım winrar programını bir kere bile cracklemedim. Lan her defasında da dosya açtığımda o iğrenç pop-up açılır ve sinir olurum. Bu pop-up’ı kapatmaya üşenmem, cracklemeye üşenirim. bilmiyorum bu durum sizdede böyle mi ama artık bende böyle değil. Hayatımda köklü değişiklikler yapıyorum. Mesela bügün winrar’ı crackledim. Düşünsene aga bi kıza diceksin hayatımı değiştiriyorum. Kız dicek sanırım artık romantik biri olucak falan. Aşkım mesela neyi değiştiriyorsun? “Winrar’ı crackledim hayatım” Neyledin neyledin? Saçma yani, ama her şey böyle ufaktan başlar.

Bilgisayarcılar böyle işte. Bizim için bilgisayar bir aşk, değişimlerimizi bile bilgisayar üzerinden hayata geçiriyoruz. Ama ne yazık ki şöyle de bir şey var. insanlar 10′a ayrılır. Binary kodlama bilenler ve romantik olanlar. Anlayan anlamıştır anlamayanlar içi söylüyorum : Bir mühendisin romantik olması imkansızdır. Eğer benim aşkım romantik diyorsanız bence gidip okulda ne okuduğuna bakın, garanti size yalan söylemiştir. Mühendis değildir o.

Tutarsız

24 Mar

Bu aralar siteye inanılmaz bir ziyaretçi akını var. Ve en kötüsü ben bunun sebebini bilmiyorum. Referans gönderen site yok, google’den aramadan gelen de yok denecek kadar az. Girenlerin hepsi direk geliyor siteye. 6 senedir web işiyle uğraşıyorum ve böyle bir sitem hiç olmamıştı şimdiye kadar. Bir siteye ne kadar çok direk giriş varsa, yani sitenin adresinin yazılıp girilmesi, o kadar çok kalitelidir o site. Kendimle gurur duyuyorum bi yandan ama diğer yandan ruhum gibi dalgalanan bir siteye sahip olduğum için üzülüyorum.

Sitedeki tutarsızlığın sebebi, sitenin benim olmasıdır : ). Aklınızın hayalinizin alamayacağı kadar tutarsız biriyim. Bir günüm kesinlikle diğer günüme uymaz. Bügün çorapla yatabiliyorsam yarın çorapla zorla yatıramazlar. Milyon dolarlar verseler yatamam, öyle de bir dengesizlik. Çok temiz biri değilim bunu biliyorum ama ufacık bir leke bazen benim bütün günümü zehir edebiliyor. Aşk acısı çekekerken kendimi eğlenir halde buluyorum. Ve en çok eğlendiğim ortamda kendimi düşünürken buluyorum.

Dün söylediğim, yazdığım şeylere bügün karşı çıkabiliyorum mesela. Ve herkesin inandığı değerleri hiç umursamadan yıkabiliyorum. Ve hiç kimsenin beğenmediği bir şeye sahip çıkabiliyorum. Birine deli gibi aşık olduğumu hissedip aşkın bittiğini hissedebiliyorum. Bunların sebebini de bir türlü bilmiyorum. Ve bilmeyi de pek istemiyorum. Ama yarın isteyebilirmiyim onu da bilmiyorum…

Çok karışık bir ruh hali yani. Bi adiyim bi aşık yani sevgi hesaplanamaz diyor sokrat. Aynı öyle bir şey işte…

Ve bu yüzden kendimi kesinlikle tanımıyorum. bunu duyanlar çok şaşırıyor. “insan kendini tanımaz mı” sorularına çok maruz kaldım. Bu bir eziklik sayılabilir ama benim için mükemmel bir duygu. Kendimi tanımıyorum lan var mı? Her an her şeyi yapabilirim. Heyecan doluyum. Bugün kafam atar yarın şehir değiştiririm, durduk yerde gece dışarı çıkıp 2 saat gezip gelebilirim. Bu huyumu biri sevmişti aslında. “Çok heyecanlı senle birlikte olmak” falan demişti ama tutarsızlığıma da çok kızıyordu. Haklı bi yandan. Ama tutarsız olmamın ona bir zararı yokki. Sonuçta sadakatli birisiyim, kesinlikle terk etmem. Tutarsızlığımın zararı sadece kendime..

Yok lan tutarsız falan değilim. Sabit düşüncelerim var hayatta değişmez. bak yine tutarsızlık yaptım. Yok ya yapmadım. Yaptım. Yapmadım. Sakin baby.

Uzaktan sevmek…

21 Mar

Eğer bir gün kitap yazacak olsam bu kesinlikle aşk kitabı olur bunun farkındayım. Ama bu aşk kitabında en çok öeveceğim ve en fazla sayfa ayıracağım kısım kesinlikle platonik aşk olurdu…

Onu görürsün, hayaller kurarsın. Sürekli onu düşünür ve içinde başrölün sende olduğu rüyalarda gezersin. Kendini ona her türlü yakıştırır ve bu yakıştırmayı daha ileri götürüp rüya olduğunun bile farkına varamazsın. Acı yoktur bu sevgini içinde onu başkası ile görene kadar. Kavga yoktur, sürekli didişme, kıskançlık, etek boyu. Yoktur bunlar. Ne seninle oluyor ne sensiz oluyor kelimesi de yoktur. Çünkü o tamamen sizinledir ve sizin istediğiniz gibidir. Bütün özelliklerini mükemmelleştirirsiniz, bütün özelliklerini kendinize yorarsınız. Yorulmazsınız…

Bazen ansızın terk edersiniz. Bir süre düşünmezsiniz. Sonra utanıp tekrar hayal kurarsınız. Ama o sizi hiç terk etmez, hiç acı söz söylemez. Olanca gülücükleri ile tekrar rüyanıza giriverir. Gizli sevda ile alakalı playlistiniz oldukça fazladır. Nerden buluyorsanız bulursunuz işte. Rüyalarınızın fon müzikleri bile hazırdır. Hatta inception bile olabilirsiniz. Kim karışıyor ki size. Kendiniz bile karışamazsınız bunlara. Olduğu gibidir her şey. Ve istediğiniz gibi…

Bu sevginin artık bedende taşınamadığını görüp açılmak istersiniz. O da bilsin o da rüyalarında beni başrol yapsın istersiniz. Bir yol bulup tanışırsınız, sevginizi akıtırsınız.

Ama her şey biter. Uzaktan görüp büyüttüğünüz hayalin içini doldurmaz o. Tanıdıkça kafanızdaki melekten uzaklaşır. Hayal kırıklığı yaşarsınız. Ve terk edersiniz onu. Hayali ile yaşamaya devam edersiniz. Belki de siz onu değil sizdeki o’nu sevmişsinizdir. Kimsenin canı yanmadan biter.

Bir de bu aşk o kadar masumdur ki, peluş bebekler gibi. Şirin. Çünkü 24 saat onu düşünseniz bile haber vermeyi düşünmezsiniz. Keşke yeniden platonik aşık olabilsek. Lisede ki gibi…

Hayaller insanlardan daha güzel.

Amerikanın eski sevgililerime demokrasi götürmesi

21 Mar

Amerikanın eski sevgilimin kalbine aşk götürmek için yapacağı işlem olacaktır. Valla desteklermiyim desteklemezmiyim bilmiyorum ama götürebilir mi lan acaba diye düşünüyor insan bi süre. Bu bi süre düşünmem amerika taraflı değil sevgili taraflı. O kadar taş kalpli hepsi. Böyle amerika girse buna bilader, iktidarı (önceki sevgiliden kalma izleri) yıksa birer birer. Sonra vucudun savunma sistemini çökertse. Sonra ülkeye beni atasa falan. Ben o ülkede hüküm sürsem. Valla güzel bir şey olur.

Ama amerika benim eski sevgilileri görür görmez vazgeçer yemin ediyorum, bunlardan ne köy olur ne kasaba geri dönelim beyler. Türkiye ye neden saldırmıyor sanıyorsunuz? Hepsi benim biriciklerim sayesinde.

Siyasal Mesaj alet : Ayrıca orospu çocuğusun amerika. Lan ğögsümde ki ketçap izi mi yoksa imd………….

En Büyük Adrenalin

9 Şub

Bir suç işleyipte babamızın eve geldiğinde yatakta uyuyor numarası yaptığımız o anda ki adrenalini en son ne zaman hissettiniz? Çoçukluğumuzun korkuları bile şimdi ki mutluluklarımızdan keyifli…

Herkes beni seviyor

7 Şub

Gün gelir her espirinize gülünür, her giydiğiniz yakışır, her sözünüz aforizma olur, herkes sizi sever, her yaptığınız karşınızdakiler tarafından tekrarlanırsa bilin ki o ortamda size değil etiketinize değer veriliyor. Ve evet üzülebilirsiniz…

Sevgiliyi gay kapması

7 Şub

Düşün abi şimdi bi kız var sürekli aldatılıyor. En sonunda eli yüzü düzgün muhabbeti güzel işi olan bir erkek buluyor ve aldatılıyor. Kız bi süre acı çekiyor ve sebebini çok merak ediyor. Bulamıyor cevabı bir türlü. Çocuğu izliyor bir süre ama hiç bir kızla dolaşmıyor sürekli hüseyinle :) . Sonra bir gün öğreniyor ki hüseyinle çıkmaya başlamış. Şöyle bir düşünüyor, düşünüyor ve hala düşünüyor. Abi düşünsene kızın halini. Bir erkek sebebp oluyor aldatılmasına. Zaten aldatılmış erkeklere düşman bir de hüseyin kapmış erkeklere tamamen düşman oluyor. Babası kızım gel artık kaç ay oldu yüzünü göremedik dese – baba kapat telefonu ağzına sıçarım demezse ben de en adi şerefsizim.

Bu kızımız o andan itirabaren garanti lezbiyen olur ben size söyleyim. Hatta düşünsene lezbiyen kız arkadaşı da aldatıyor bunu. Valla kız eşeyli üremeye başlar. Ama bir yandan sevgilisini gay kapması katlanabilir bir durum. Adam şimdi yalan atmış sayılmaz. senden sonra hiç bir kızı gözüm görmicek lafı falan doğru yani. Ama kız tarafından erkek arkadaşının arka mahallesine giriş yapılacağı duygusu pek hoş olmasa gerek. Lan nerden aklıma geliyor böyle şeyler, neyle besleniyorsam son zamanlar bırakacağım hepsini :) .

Kadın?

18 Eki

kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır. erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından son derece önemlidir. kadının kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir başkası tarafından beğenilme duygusuyla tamamlanmaktadır.

erkekler kadınlara karşı belirli bir tutum edinmeden önce kadınları gözlerler. bir kadının bir erkeğe görünüşü, kendisine nasıl davranılacağını da belirler. bu süreci bir ölçüde denetleyebilmek için kadın bunu kabul etmeli ve benimsemelidir. kadının benliğinin gözleyici yanı, gözleyen yanını öylesine etkiler ki sonunda tüm benliğiyle başkalarından nasıl bir tutum beklediğini gösterir. böylece kadının, bir eşi daha bulunmayan kendi kendini etkileme süreci onun kişiliğini oluşturur.

her kadının varlığı, kendi içinde ‘nelere izin verilip, nelere verilmeyeceğini’ düzenler. eylemlerinin her biri kadının kendisine nasıl davranılmasını beklediğini gösteren birer simgedir.

kadının varlığı hareketlerinde, sesinde, fikirlerinde, yüz ifadelerinde, giysilerinde, seçtiği çevrelerde, zevklerinde ortaya çıkar.

kadın kendi varlığına katkı yapmayan hiçbir şey yapmaz. varlığı, kadının kişiliğiyle öylesine iç içedir ki erkekler bunu bedenden çıkan bir tütsü, bir koku, bir sıcaklık olarak algılarlar.

şu şekilde yalınlaştıracak olursak erkekler ‘davrandıkları’ gibi, kadınlarsa ‘göründükleri’ gibidirler. erkekler kadınları seyreder, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. bu durum yalnızca kadın-erkek arasındaki ilişkiyi değil, kadının kendiyle ilişkisini de belirler.

kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenen ise kadındır.”

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.