Kaybedenler daha çekici gelir bana hep

14 Nis

Bir film olsun bir dizi olsun ben hep kaybedenlere üzüldüm. Onların ne düşünebileceğine odaklandım. Lan mesela wicker park izliyorum. Nişanlısını bırakıp hayatının aşkını bulduğunda ben diğer kızın haline üzüldüm. Lan film bu ikisinin kavuşması üzerine yani ikisi kavuşunca hikaye bitiyor ama ben gidip bu malak kızı düşünüyorum.

Ben mesela hiç cevahir ile şukufe’nin birleşmesine de sevinemedim. Hep bilal’de kaldım aklım. Acaba o ne düşünüyor o ne yapıcak. Bu sevdayı kalbine gömüp gidecek mi? Yoksa aşk’ı için aşkının aşkına rağmen savaşacak mı? Ben bunları düşündüm hep. Çünkü bunlar hep daha zordu. Sevmek sevilmek kolaydır. Sevdiğine kavuşmak bir süre sonra olagan bir durumdur. Ama başkasını seven birini sevmek zordur, seni sevmesi için beklenen o süre… Zordur yani. Yaşayan bilir derler ya hani. Aynen öyle.

İkinci planda ki adam daha ilgi çekicidir ayrıca. Ya çok romantiktir terk edilmiştir ya da tam bir psikopat. Romantik ve terk edilmişse pek üzülmem ama psikopat ve terk edilmişse, onun o aşkla bakan gözlerine hasta olurum. Her gün okula giden bir insanın okula gitmesi doğal karşılanır. Ama ayda bir okula giden adamı görünce şaşırırız. Vayy be gelmiş deriz. Halbu ki her gün okula giden zaten her gün gidiyordur. Kötüyü karizma yapan da budur zaten.

Ama bu karizma önemsizdir dizilerde, filmlerde. Baş rol şundadır. Kötü adam küçük sürprizler yapsa, alışverisi sevse, mango indirim günlerin de sevdiceğine mesajla hatırlatsa, 3dönüm gül bahçesi alsa önemsizdir. O iş olmayacaktır aga. O yalnız kalacaktır, çünkü onun halinde olanlar onu görüp üzülecektir. Ben mesela. Doğru düzgün ağlayan birisi değilim. Ama 2 kişinin sarıldığı bir sahne gördüğüm de arkadan bakan kötü adamı görünce direk açılır musluklar. O da öyle bir oynar ki oyunculuğu ağlatır. O anda pek müziğe gerek yoktur, olursa eğer itfaiye hortumu gibi olur benim musluklar. Değiştirmek isterim o kötünün maküs talihini. Maküs ne amına koyim maküs ne iyicene romantiğe osmanlıcaya bağladım. Kötüyü de iyiyi de… Ben kendime bakarım arkadaş. Ben mutsuzsam kimse kavuşmasın. Kimse elele tutşmasın. Kıskanıyorum. Ama hepsini değil lan.

Bazen böyle sokakta dolanan sevgililer görüyorum. Çocuk tipsi, kıza da tipsiz dersem şimdi çocuğa ayıp olucak. Mesela bunları hiç kıskanmıyorum. Zerre sikimde değil yani. Güzel olsa nolcak ki anasını satayım benim kide akıl. Mesela eski sevgili durumlarında da bu böyle. Benim kız vardı bi tane benden sonra sevgili buldu. Lan çocukta zerre tip yok. Tamam 1-2 hafta kahroldum ama bu sürenin bu kadar kısa olmasının sebebi o çocuğun tipidir arkadaş. Yakışıklı oldukça bu süre uzar. Düşünsene bilader kız best of modelle çıkıyor. Abovvv yüzyıl yaşasam gitmez o aşk acısı. Evlensem gitsem karayiplere balayına orda bile rakı balık ayvalığa bağlarım. Karıma anlatırım o kahpeyi.

Ne diyordum? He kötüler. Kesin şöyle düşünüyorlardır.

Sevmedin beni.
olsun…
Sevme boşver. Sen bana kız.
Nefret et. Bir şey yap bana.
Esas bir şey yapmazsan giderim ben.
Onu sev. Ben size bakayım.
Üzüleyim…
Senin için üzüleyim, o da yeter.
Sen varsın çünkü.
Ama bir şey yap bana.
Nefret et.
kız.
Ama bir şey yap.
Ben de aslında çok sevmiyorum seni.
Böyle senle konuşurken sesimin titremesine bakma,
Akşamları buğulanan gözlerim,
seni düşündüğümde ki gögsümde ki ağrı,
isptalamaz ki seni sevdiğimi.
Çok sevmiyorum seni.
Sen bana kız.
Sen benden nefret et.
Sen onu sev…
Ben de aslında çok sevmiyorum seni.
Benim ki sadece…

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.