Arşiv | Nisan, 2010

3 boyutlu filme gittin mi hiç?

28 Nis
3 boyutlu filme gittin mi hiç?
Her şey gerçek gibidir.
Sanki uzanıp değecek kadar heyecanlanırsın.
O kadar kaptırırsın ki kendini filme…
Ben üç boyutlu filme gittim….
Başrolde sen vardın, ben izledim.
Film bitti, ben halen sinemadan çıkamadım…

Kusura bakma

25 Nis

Kusura bakma sevgilim bugun seni dusunemedim. Yarin tekrar gelip dusuncelerimde bas rol oynarmisin?

Yeni veya eski bir aşk

23 Nis

bir aşk sizi ne kadar rahatsız eder?
hele bir de eski bir aşksa: batar!
hayatınızın tam orta yerine: cızz!
bütün bir hayatı yeniden başa sarar
sarsın. artık aşklar hiç sarsmıyor beni
bilirsin: bir kadın bir aşka asla yetmez
başka bir şey daha ararsın hep: yoktur!
üstelik sen orda değilsindir: bir başkası!
başka bir altarın önünde eğilmiş ve adak
sunmuş kendini: haydi al! alabilirsen eğer
eski bir aşkı böyle bir hayata bir daha böl
bölemezsin! orda bir bir aşk üstelik eski
kıyamazsın! yaşadıklarını yaşamadıklarına
değişmezsin! bilirim. sen içimizdeki bizsin
ama biz orda değiliz ki! çoktan değiştik
o ilk hevesler yüzümüzün en batık gemileri
o ilk öpücükler dudağımızın en geniş nilüferleri
yayılır zamana.ama biz orda değiliz ki değiştik
mecburduk. bu tin bu bedeni bilmez ki
sen bilirsin… git istersen… yine git!
bir daha git! nasılsa gitmeye alıştın artık!
artık aşklarla sürdürüyoruz biz bu hayatı
kendimize zehr ediyoruz. zikrettiğimiz yerden
zehirliyoruz kendimizi. bir aşktan bir başkasına
yaralıyoruz. belki de biz zaten hep yaralıyız
yaralı yüz! utanır. bir başkasına bakamaz ki
baktığı yerden kapanır en önce göz: içimiz!
harap olur. üstelik haram! artık girilmez
odalarda aşk yaşamaktan bıktım ben: bilirsin
en çok sokakları sevdim. sokak kızlarını daha çok
kalbimde ağırlarım. ağrır kalbim! bırak ağrısın
ağarırken sabah: sakidir artık yeni bir aşka
aşklar! sahi yeniden bağlar mı bizi bu hayata
bu hayat: eski bir aşkı ne kadar ağırlar?
ne kadar yeğniler bir telefon bir mektup bir e-mail
meyl eder ömrümüze.ömrümüz: zaten hep bir zeyl!
sığmaz bu hayata bilirsin: biten bir şey başlamaz
bildim! başlasa bile ben artık orda değilim
hayatımın aksı çoktan değişti bir cümleyle!..
olduğum yerde durmasını öğrendim. üstelik durdum:

artık hayatımın aksını hiç bir aşk değiştiremez!..

Çok beğendim. Kopyalayıp yapıştırdım :)

Odun erkekler veya Seni seviyorum diyemeyen erkekler

20 Nis

Not : Bu hikayede ki kişiler tamamen hayal ürünüdür. Genellemedir ve tabi ki bütün odun erkekler böyledir diye bir şey yoktur.

Sen dünyanın en güzel kızısın dedi ve devam etti sözlerine. Öylesine söylüyordu ki bunu kendisi bile inanacaktı sözlerine. Sen benim hayat gayemsin, sensiz bu dünya bana haram dedi ve bu kadarı da fazla diyerek daha fazla söz yazmadan gönderdi sevgilisine. ..

Sevgilisi bu mesajı aldığında çok sevinmişti. Bir insanın hayat gayesi olmak çok mutlu etmişti kendisini. Sürekli övgü dolu mesajlar geliyordu sevgilisinden ve mutlu oluyordu gördükçe sonunu düşünmeden… Bir süre sonra ayrılan bu iki sevgili geçmişi hiç sorgulamadılar. Verilen yeminler 1’di tutulan sözler 0. Sensiz yaşayamam mesajları aynı telefondan başka numaralara yazılıyordu artık hiç düşünülmeden. Sahi bu kadar kolaymıydı birisini hayat gayesi yapmak? Bu kadar kolaymıydı seni seviyorum demek? Bu kadar basit mi sensiz bana bu dünya haram demek? Karşımdaki mutlu olsun diye bu kadar yalan söylemek mübahmıydı? Kıza sorsan önemli değildi onun için. Mutlu oluyordu ve bu yeterliydi…Peki ya sonrası????
….
Hani şu odun erkekler…. Bir güzel sözü esirgeyen erkekler… Sizi hayat gayesi yapmayan erkekler…Seni seviyorum diyemeyenler… (daha fazla…)

Aşk-ı Memnu karakter analizi : Notification Bülent

12 Nis

Süleyman bey’i geçenlerde yerin dibine soktuğumu hatırlarsınız. Şimdi ki hedefim notifications bülent.

Ben bu dizinin senaristlerinin kalitesiz olduğunu düşünüyorum. LAn kitap da olmasa sıçıp batırcaklar lan. İyi ki kitap var da konu falan sağlam. Dua edin lan halit’e…

Neyse romanı diktir et şimdi karakterlere bakalım. Aşk-ı memnu’nun ilk bölümlerini izleyemediğim için bu yorumlar son 10 bölüm için geçerlidir. Lan madem tespit yapmaya giriştin ilk bölümlere bir göz at diyerek ilk 4-5 bölüme baktım. Lan bu çocuk ne boy atmış ne büyümüş 1-2 senede olacak iş değil gibi ama Allah vergisi.

Geçen defa rana cabbar’ı çok pis eleştirmiştim, yalnış yaptım farkındayım. Adamlara bu deniliyor onlar da oynuyor bir suçları yok ama…Aması var işte. Kime sövcem lan ben o zaman? Birine sövmek lazım. Bülent genç zaten abisi yaşındayım bişey demez.

.
.
.

Evdeki kahyalara çok yardımcı oluyor bu çocuk. Adamlar kapıda biri gelcek mi diye beklemiyorlar. Bülent’in çığırdığını duyup koşuyorlar hemen kapıya. Zaten pezemenk günün yarısını pencere başın da yarısını da entel dantel işlerde harcıyor.

Tam önemli bir konu tartışılıyor. Genel de bülent’in geldiiiiii geldiiiiiiiiii diye bağırdığı sahış hakkında konuşuluyor. Bülent yırtık dondan çıkar gibi hemen; ” Bihter geldiiiiii”…Lan olum ne işe yaramaz adamsın lan. O kadar piyano salsa dersi alcağına git biraz adab dersi al lan.

Bir de arkadaş bu nasıl bir ailedir. Sürekli evde birileri eksik oluyor ve sürekli birilerinin gelmesi bekleniyor. Bi gün bihter gider gelince olay olur, bir gün behlül kaçar veya yüzünü şeytan görsün beşir gider gelince olay çıkar. Lan bi durun götünüzün üstünde, rahat mı batıyor arkadaş. Siz gidiyonuz sonra hepsi bülente malzeme. Bunlar gitmese çocuk sus pus oturcak valla.

Neyse bülent sen de bi ışık var ama artık lütfen kimse gelmesin lan bu eve. Valla sövicem şimdi.

Tuvalet Kağıdı

12 Nis

Tuvalet kağıdını sevmedim hiç bir zaman. Aşık da değildim. Ama biri çekip aldığın da çok eksikliğini yaşadım. Alışkanlıkmış işte…

Sen gibi…

11 Nis

Adı konmamış ilişki bittiğinde görülür bu durum. Adı konmadığından mı yoksa uyumsuzluktan mı bilinmez biter bir süre sonra. Bitenin ne olduğunu bilemezsin, bitmemiştir bile aslında; başlamamıştır çünki.

Ağlıyamazsın çünki sevgilin değildir, gülemezsin çünki bir yük vardır içinde. Onu düşündüğünde bir şeyler oluşur kafanda fakat onun ne olduğunu hiç bir kalıba sokamazsın. Hiç bir sıfat karşılayamaz bu durumu. Sıfatlara bel bağlamaktan vazgeçip ağladığın da ise neye ağladığını unutup ağladığın için ağlamaya başlarsın.

Yüzüne baktığın da ne diyeceğini bilemezsin. Madem başlamadı madem bitmedi ne diye bir şey diyemiyorum lan o zaman dersin kendi kendine. Kalp çoktan adı koymuştur aslın da, ama sen koyamazsın. Koymaya cesaret edemezsin belki de…Gittiğine isim vermemek için hiç bir sıfat’a sığdıramazsın içindekileri.

Acıtır…

Kanatır…

Ama yıpratmaz…

Tüm bu duygu karmaşaları içerisinde kalbini dinlediğin de ibrahim tatlısesleşmişcesine “Sen aşıksın arkadaş” der. Kabullenmek istemesen de bir iki damla gözyaşı sanki bunu bahane etmişcesine yanaklarından süzülür. Gözyaşların kalbinin dediğini tasdiklercesine düşmeye devam eder. Artık sen de inanırsın ve adını koymayan benmişim, kalbim çoktan koymuş…

Ama bitmiştir işte…Halen diyemezsin bitti diye. Aşık olduğunu diyemediğin gibi…

not : Bu başlık da bu ilişki gibi isimsiz olsun. Ne kahrolalım okurken ne de gülelim. Yaşayalım ve bitti diyelim. Bitenin ne olduğunu bilmesek de bitti diyelim…Sadece söyleyelim…

Yalnızlık

10 Nis

Sen gelmeden önceki yalnızlığım sen gittikten sonra bir daha geri gelmedi.

Aldatılmak ve terkedilmek

5 Nis

Bazen düşünüyorum da…

İnsanlar aldatılmayı terkedilmeye tercih ederler. Aldatılmanın daha acı verici olduğunu düşünürler. Şimdiye kadar ikisini de hiç yaşamadım fakat düşününce terkedilmek daha ağır gelmiştir bana hep. Düşünsenize ;

Aldatınca en azından biri için seni aldatıyor.

Ama terkedince yalnız kalmak uğruna terkediyor. Bir hiç uğruna, yalnızlık uğruna ayrılıyor.

Düşününce size de mantıklı gelmedi mi? Belki de saçmaladım, kim bilir.

Aşk-ı memnu’nun kariyer canavarı : Rana Cabbar

4 Nis

Dostlar çok fena doldum çok, kesinlikle yazıp kurtulmam lazım. Şimdi bazılarınız beni bu diziyi izliyor sanabilir, izlemiyorum ya öyle arada bakıyorum. Denk gelirse işte. Yani akşam bişey yoksa falan. Neyse sıçtık, izliyorum lan işte var mı :)

Diziye ait çok eleştirilerim var fakat karakter karakter yazmayı uygun buldum, şimdi bütün diziyi yazsam halit ziya’nın kitabından kalın olur valla.

Bu rana var ya bu rana. Unisex isimli pezemenk. Arkadaş bu nasıl gıcık bir oyunculuktur, bu oyunculuk mudur nedir ya bu. Hayır iyi oyuncu biliyor ya millet bunu, ona yanıyorum. Lan onun da sebebi şu ; Adam’ın senaryodaki tek lafı şu “Dedikodu yapmayı bırakın herkes işinin başına”… Adam bu sözü artık öyle söylüyor ki iyi oyuncu sanıyorlar. Lan ben de her bölüm de bu cümleyi söylesem bende iyi oyuncu olurum. Bu mudur yani sana sorarım visitor?

Lan bi de ibneye bak arkadaş. “dedikoduyu bırakın herkes iş başına” diyor ya hani. Lan sanki gören CERN”de fizik profosörü sanır. Nedir yani iş dediğin lan ne var. Nihalin götünü topla, su getir götür, gelene hoşgeldin de. Bu mu yani iş. Yalaka lan bildiğin. Adam kariyer adamı olcak sanki de sürekli işle ilgileniyor. Ulan uşaksın olum sen bildiğin uşak salla şeyini al maaşını nedir yani. Bırak işte karıların canı sıkılıyor laflasınlar biraz dalgalarına baksınlar. Zaten itin götüne sokuyor evin şımarık kızları zavallıları. Bide sen niye ibnelik yapıyorsun, bırak olum işte.

“Adnan bey geldi koşun” falan, nedir yani. Yalakanın önde gidenisin olum sen ötesi yok. Yaşlılığına hürmeten yazmıyordur 1-2 aydır ama artık burama geldi lan.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.